özlüyorum
Her gün bir fasıl hiç düşünmeden ayakuçlarıma attığın küf kokan sözlerinle kahrolup büzüşecek mi bu beden, anne karnındaki gibi, yağmurlar mı yağacak her gün yere bakan gözlerimden şu hafif çıkık elmacık kemiklerime… Ve sen hiç pişman olmayacak mısın kendinden, şu kızın karşında ukala ukala sırıtıp onu aşıladığın için? Neden yüzüme bakarak sarf ettiğin her kelime de tükürük kokusu…
Sanırım birazcık planının dışına çıkmak ziyanlık kendine. ‘kafandaki kızın’ olamadığım için üzgün değilim b... Elime kağıt kalem aldım diye bana acıdığın her an ben senden uzaklaşıyorum. Hiçbir yaptığımda hayır göremediğin için ve ben seni hep haksız çıkarttığım için beni sevmiyorsun biliyorum. Senin istemediğin yolda istedigimi yaparak yürümeme katlanamıyorsun. Çünkü biliyorsun b... o yolda yürürken bazen sana küfür de ettiğimi…
Görüyorsun değil mi, beni ne çok sevmezdin. Aslında beni ne kadar önce terk ettiğini sen bile hatırlamıyorsun.. Bu günahkâr, şaşırmış kızın babası ben olamam dedin kendine. Sonradan ben de anladım. Çocukken elime sıkıştırdığın o kitapta öğrendim, seni sevmenin zorunlu olmadığını. Görüyorsun ya birbirimizi ne çok sevmezdik…
Dizlerim ağrıyor, kaç gecedir uykusuzluk gözkapaklarımda misafir. Hepsinin altında yatan sebepsin. O kadar acımasızsın ki bana karşı, o kadar düşüncesizsin ki, birazdan söyleyeceklerinden sonra sırtına dönük ağlayacağımı bildiğin halde, dikenlerinden manaları bile tam anlaşılmayan sözleri avuçlarıma tutuşturuyorsun, kanatıyorsun beni…
Ne yapmak istiyorsun b..? Beni üzmek mi? Ben zaten üzülüyorum. Sen benim ismimi her andığında ben en yakın sipere kaçıyorum. Ben zaten üzülüyorum b.., daha ne istiyorsun…
NEFİ
NEFİ